Zinanın Koşulları – Kusur Koşulu

Zinanın Koşulları – Kusur Koşulu

Zinanın Koşulları – Kusur Koşulu

Zinanın sübjektif unsuru kusurdur. Zina eylemini gerçekleştirenin ayırt etme gücüne sahip olduğu yolunda bir karine vardır. Karinenin aksini savunan iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Öğretinin ilginç örneklerinden birisi karı veya kocanın ağır bir uykuda iken eşinden başka biri olduğunu fark etmeden uyku durumunda iken cinsel ilişkiye ses çıkarmazsa bu eşin halinin ne olacağıdır? TEKİN AY, böyle bir yanılmanın olanaksız denecek kadar güç olduğunu haklı olarak belirtmektedir.
Zina eyleminin anlamını kısmen anladığı halde bu eylemi gerçekleştiren kusurlu sayılır. Zorla, uyuşturucu madde verilerek veya bayıltarak tecavüze uğrayan kadın kusurlu sayılamaz. İpnotizma ve kendini bilmeyecek derecede sarhoşluk da aynı sonucu doğurur.
Yaşama ve sağlığa yönelik ciddi tehditle işlenen zina boşanma sebebi sayılamaz. Mala karşı yapılan tehdidin etkisiyle gerçekleştirilen cinsel ilişki zina sayılır. O mal için Zaruret hâli varsa (Notstand) kusur ortadan kalkar.
Zina, mutlak bir boşanma sebebidir. Şöyle ki; Kocanın cinsel ilişkide bulunmak konusundaki iktidarsızlığı, Kadının rahminin bulunmaması, Cinsel soğukluk İlgisizlik. Hiçbir şeyi değiştirmez. Böyle bir sebep sadakatsizliği ve cinsel ilişkiyi meşrulaştırmaz.
Her iki eş de zina eylemini gerçekleştirmişse her iki eş de birbirlerine karşı zina sebebiyle boşanma davası açabilirler. Böyle bir davada takas savında bulunulamaz. (compensatio delicti) Birinin önce zinaya başlamış olması diğerinden fazla kusurlu olduğunun kabulü için gerekçe sayılamaz. Kusur, önce veya sonra bir davranışta bulunmakla değil, davranışın niteliği ile ölçülür.
Kadının zorla ırzına geçilmesi durumunda kusur koşulu gerçekleşmediğinden zinaya dayalı olarak boşanma davası açılamayacaktır. Böyle bir durumda koca, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açabilir mi? (TMK. m. 166 f. l-II)
Yargıtay bu soruya olumlu yanıt vermektedir. Yargıtaya göre “Türk toplumu, karısı böyle bir duruma düşen kocadan, onu şefkatle bağrına basmayı beklemez. Aksine kocanın bunu hoşgörü ile karşılaması toplum içindeki değerinin yitirilmesine yol açar. Bu yargı giderek onu herkesin gözünden düşürür”. O halde boşanmaya karar verilmelidir.
ŞENER’e göre bu bir semavi afet gibidir. Kim maruz kalmışsa cezasını o çeker. Öbür eşi bu felakete ortak etmek ve bu yüzden boşanma isteğini red etmek kusursuz bir kişiyi cezalandırmak, yani olayın etkisini yaygınlaştırmak niteliği taşır ki buna cevaz yoktur”.