Sizi Delirten Eşiniz Mi?

Sizi Delirten Eşiniz Mi?

Sizi Delirten Eşiniz Mi?

Anlaştığınızı sandığınız konularda birdenbire ve açıklamadan fikirlerini değiştirir, planlarınızı, anlaşmanızı bozarlar.
Sizin doğrularınızı dikkate almazlar. “Şimdi konuşmak istemediğini biliyorum, ama konuşamazsam çatlayacağım”, “Şunu sevmediğini biliyorum ama…” sürekli kurdukları cümlelerdendir.
Özel ilgi beklerler ve bu ilginin gecikmesini yada olmamasını tolere edemezler. Sizin koşullarınız önemli değildir, önemli olan onun o anki ihtiyaçlarıdır.
Duygularınızı, paranızı, zamanınızı sömürürler. Sizden bir şey ödünç alıp, zamanında getirmezler; tatil için ayırdığınız parayı, çok istediği ayakkabıyı ya da bir başka şeyi satın almak için isterler; bir ihtiyaçlarının karşılanması için isterler; bir ihtiyaçlarının karşılanması için, uykunuzdan ya da iş saatlerinizden zaman almak isterler. Rahatlıkla kendileriyle ilgili bir sorumluluğu üzerinize atıp, sizin programınızı alt üst edebilirler.
Onlardan kaynaklanan bir sorunla bile karşılaşsanız, suçu hemen size atarlar. Arabanızı alıp gecikmeli olarak iade ettiklerinde, gitmek istediğiniz yere gidemeyecek benzin olduğunu gördüklerinde, yeterince benzin doldurmadığınız, doldurması için para vermediğiniz için sizi suçlarlar.
En olmadık anlarda, sevip sevmediğinizi sorgulamaya kalkar, dram yaratacak biçimde davranırlar.
Kişisel düzeninizi bozmak temel hedefleridir. Başa çıkmak için ortak düzen kurmaya kalkmanız da bir işe yaramaz., çünkü birden bire anlaşmayı bozabilirler. Kendi düzenlerini kurmak ve istedikleri an, yeni bir düzene geçmek temel arzularıdır.
Sizde yarattığı etkilere ya da neden olduğu sorunlara dikkat çekmeye çalıştığınızda dinlemeyi bile kabul etmeyip, yaşadığı sorunun annenizden, işinizden, kendi yaptıklarınızdan kaynaklandığını ileri sürerler.
“Ama …” ağızlarından düşmeyen temel kelimedir. Her şey için bir açıklamaları vardır. Aslında size sürpriz yapacaktır; ama heves mi bırakıyorsunuzdur insanda; aklında neler vardır ama, size inat yapmıyordur.

 

Böyle bir eşle beraberseniz:
Niye hala onunla birlikte olduğunuzu kendinize sorun.
“Seviyorum” bahanesinin arkasına sığınmayın.
Onun varlığı mutlaka sizdeki bir şeye hizmet ediyordur; ne olduğunu bulun. (örneğin kişisel sorumluluğunuzu üstlenmek yerine kendinizi sevmediğiniz gerçeğinden uzaklaşıp, tembelliğinizi yok sayıp, onu suçlamanıza, zor bir eş/çocuk/vs. ne sahip olduğunuzu düşünmenize yardımcı olabilir)
Neyin üstünü örtmeye, kapatmaya çalıştığınızı bulduktan sonra, asıl sorununuz üzerinde yoğunlaşıp, onu çözmeye çalışın.
Hayatınızı sizi delirtmeyecek biçimde düzenlemeye karar verin ve uygulamaya başlayın. Örneğin geç mi kalıyor? Beklemeyin, çıkın, gecikmeyin. Son anda program mı değiştiriyor, siz değiştirmeyin. Suçluyor mu, kendinizden ve niyetinizden eminseniz aldırmayın. Görün bakın, suçlamalarının eskisi kadar etkili olmadığını görecek ve zamanla bırakacaktır.
Delirmemeye karar vermeniz ve yaşamınızı kendinize göre planlamaya başlamanız, onun kabul edeceği bir durum olmadığından, sizi sabote etmek için elinden geleni yapacaktır. Gürültüye pabuç bırakmayın.
İlgilenip ilgilenmediğinize bakmaksızın ve sıkıldığınıza aldırmaksızın, zamanlı zamansız sıkıntılarıyla sizi boğuyor mu? Ona karşı izleyeceğiniz en iyi yol, direkt olarak, “Konuştuklarının benimle ilgisi ne? Hep aynı şeylerden konuşuyorsun, hadi konuyu değiştirelim” gibi ifadeler kullanmanızdır.
Hiç durmadan yakınanlarla karşı karşıya geldiğinizde ise ya tuvaletiniz gelsin ya evde bekleyen bir iş olsun. Yani oturup/gerilip sıkıntıdan patlamadan önce “olay mahallinden” uzaklaşın.
Yaptıklarını abartan övünüp duran insanlara karşı da az önceki taktik kullanılabilir. Aynı zamanda “Hıı, hııı” diyerek geçiştirdiğinizde ilgisizliğinizi anlayabilir. Anlamıyor mu? Yine ya çişiniz gelsin ya da işiniz çıksın, gidin.
Habire nasihat mı veriyor? Demek ki daha önceden ondan yardım istediniz, o da her konuda artık fikrini beyan etme hakkını kendisinde görüyor. Böyle bir durum yok mu? Ya da artık olmasını istemiyor, ama anlatma ihtiyacını da mı hissediyorsunuz? “Yorum yapmadan dinlemeni istiyorum, sadece dinle” demelisiniz. Susmadan, akıl vermeden duramıyor mu? Anlatacak başka birini bulun.
Tam tersine, sürekli olarak gelip anlatıp danışıyor, ama söyledikleriniz uygulamıyor ve siz de artık hem bu tavırdan, hem de zamanınızı bu şekilde kullanmaktan bıktınız mı? “Bunca zaman konuştuk. Benim çözüm yollarım sana uygun gelmediği için uygulamadın. Bu yüzden bu konuyla ilgili görüşlerimi artık söylemek istemiyorum. Başka bir konudan konuşabilir miyiz?” i soru halinden çok, emir tonlamasıyla söylesin.
Her konuda anlatacakları olanlar, söz kesme ustasıdır. Cümleyi ya da fikrinizi tamamlamanıza izin vermeyen bu tiplerle karşılaştığınızda, anlattıklarına karşı ilgisiz davranın ve etrafa bakının. Yaptığı hatanın farkına varacaktır. Yoksa yine mi tuvaletiniz geldi veya sizi bekleyen işi mi hatırladınız?
“Dinlememek” gibi bir eylemsizlik bile bir eylemdir ve etrafa bakınmayla desteklendiğinde daha da açık bir tavırdır. İçinizden homurdanmanın, kırma kaygısıyla katlandıklarınızın, nazik biri olma çabanızın sömürüldüğü durumlarda sözlerden çok eyleme yönelmeyi, eylemle öğretmeyi denemelisiniz. Çünkü sözler, her zaman o kadar da etkili değildir; özellikle defalarca tekrarlanmış olaylara aynı tepkiyi verdiğinizde, yani hem söylenip hem de kabullendiğinizi gösterir nitelikte davrandığınızda sömürülmeye devam edersiniz. Bu yüzden konuşmak yerine eyleme geçmeli ve eyleminizi her benzeri sorunda ısrarlı bir sakinlikle kararlılıkla sürdürmelisiniz. Sinirlenmeniz sizi etkilediğiniz gösterir ki, bu da “sömürücünün” hedefine ulaştığını gösteren ve onu tatmin eden bir durumdur. Sakince ama kararlılıkla davranışınızı sürdürdüğünüzde sizinle paylaşılan her neyse onu paylaşmayı isteyen insan, sizin de kurallarınız olduğunu anlayacak ve sınırını bilecektir.

 

Ne yaparsa yapsın, eşinin değişmediğinden şikayet eden, ama boşanamayacağını/boşanmamayı tercih ettiğini söyleyen eşlere şu örneği verelim;

 

İki elinizi avuçlar karşılıklı gelecek biçimde yerleştirin. Hangi elinizle yazı yazıyorsanız, o elin diğerini kuvvetle itmesini sağlayın. Ne oldu? Yerinde duran el kımıldadı değil mi? Siz, kalem tutan elsiniz. Şikayet etmek yerine, gücünüzü doğru zamanda ve doğru noktalara yönelterek diğerine etki edebilirsiniz. Gücünüzü kullanın